Menü

HOME Moda Makyaj Güzellik Oje Alışveriş Etkinlik Çeyiz Kitap

3 Kasım 2016

Vichy İle #IşığınıKoru Etkinliği

Herkese merhaba!

Bursalı bloggerlar olarak geçtiğimiz salı günü Ojemrujumrimelim Nihal'in ev sahipliğinde çok keyifli ve faydalı bir etkinliğe imza attık. Bursa Divan Otel'de gerçekleşen etkinlik tam da izin günüme denk geldiği için şanslıydım, zira kaçırsaydım çok üzülürdüm. Hem cilt ve saç bakımıyla ilgili doğru bildiğimiz yanlışları öğrendiğimiz, kendi cilt tiplerimize uygun ürünleri deneme şansı elde ettiğimiz, hem de yıllardır yakından takip ettiğim Nihal ile yüz yüze tanışıp sohbet etme fırsatı yakaladığımız etkinliğimizin detayları aşağıda, keyifli okumalar!


Sabah 11 sularında başlayacak olan etkinlik için erkenden kalkıp hazırlanarak soluğu Divan Otel'de aldık. Daha kapıdayken karşılaştık Nihal'le, orada kısa bir tanışma faslı yaşadık :) Etkinliğin yapılacağı salona geçtiğimizde, bizi onlarca çeşit aperatif atıştırmalıkla ve her cilt tipine uygun Vichy serileriyle donatılarak özenle hazırlanmış bir masa karşıladı.


Çok kalabalık değildik, hafta içi olması dolayısıyla çalışan birçok arkadaşımız katılamadı. Yine de gayet sıcak bir ortamda, 25 yıldır Vichy markası ile çalışan eğitim müdürü Özge Hanım'ın samimi ve neşeli sunumuyla başladı etkinliğimiz. 


İtiraf etmek gerekirse o an ilk düşündüğüm şey; Özge Hanım'ın cildinin ne kadar kusursuz göründüğüydü. Bunu Vichy ürünlerine borçlu olmalıydı :) Hemen kalemi elime aldım ve ağzından çıkan her kelimeyi not almaya başladım! 

Öncelikle Vichy markasının doğuş hikayesinden bahsetmek istiyorum. Vichy; Fransa'nın güneyinde, volkanik dağlarıyla meşhur bir kasaba aslında, ve bu volkanik dağlardan dolayı günümüzde koruma altına alınmış durumda. 1931'de o topraklarda doğan Vichy markası, sektördeki ilk firma olma özelliğini taşıyor ve "dermokozmetik" kavramı aslında Vichy ile ortaya çıkan bir kavram. Ayrıca "Sağlıklı Kozmetik" kavramını da sektöre ilk taşıyan yine Vichy oluyor. 

Vichy denince; daha önce benim de kullandığım o meşhur termal suyu bir adım öne çıkıyor, peki nedir bu termal suyun özelliği? Diğerlerinden farkı nedir? Vichy kasabasında bir yağmur damlası toprağa düştüğünde, magmatik kayaçların arasından aşağı doğru süzülürken beraberinde götürdüğü binlerce mineral ile zenginleşiyor ve 4000 m derinde ısıyla karşılaşarak termal su özelliğini kazanıyor. Sonrasında bu ısı etkisiyle yükselerek tekrar yeryüzüne çıktığında bizler için eşsiz bir hazineye dönüşüyor. 


Dengeleyici, yenileyici özelliklere sahip bu termal su; cildin korunmasında enzim hareketlerine etki ediyor ve ciltteki kızarıklıkları azaltıyor, cildin çeşitli durumlarda verdiği tepkileri en aza indirmeyi hedefliyor. Gözenek sıkılaştırıcı ve anlık canlandırıcı özelliğiyle iyi bir makyaj bazı olduğu gibi, makyajın üstüne sıkılarak sabitlemek ve o cakey görünümü almak için de kullanılabiliyor. Lazer epilasyon, kimyasal peeling gibi uygulamalar sonrasında gönül rahalığıyla kullanılabileceği gibi, yanık, kaşıntı, pişik gibi durumlarda da etki sağlıyor. İçerisindeki binlerce mineral tuz ve eser elementten en çok bilinen ve en yararlı 15 tanesini görselde görüyorsunuz;


Çok önemli dipnot; bu 15 mineral sadece termal suda değil, tüm Vichy ürünlerinde yer alıyor.

Diğer termal sulardan farkını anlatmak içinse dün izlediğimiz deneyi anlatmak istiyorum; biri Vichy olmak üzere iki markanın termal suyuna sitrik asit damlatılıyor. Görünürde hiçbir fark olmamasına rağmen, pH değerine göre renk değiştiren kağıtlar sulara daldırıldığında Vichy termal su rengi değiştirmezken, diğer termal suya daldırılan kağıdın rengi asidik bölge renk skalasına doğru değiştiği görülüyor. Bu da demek oluyor ki Vichy termal su; şartlar ne olursa olsun cildin pH'sini dengede tutmayı başarıyor.


Termal sudan bu kadar ayrıntılı bahsettikten sonra cilt yapısına geçmek istiyorum. 3 tabakadan oluşan derimizin en dış katmanı olan epidermisin en üstündeki "Korneosit" kısmı, 28 günde bir dökülerek yenilenen kısım. Bu kısmın sağlıklı bir şekilde dökülüp alttan yeni hücrelerin gelmesi oldukça önemli; zira ışıltılı ve bebek gibi yumuşacık bir cilt ancak bu şekilde mümkün. Biz zaten bunu sağlamak için keseleniyoruz, vücut ve yüz peelingleri yapıyoruz, vesaire. Ancak burada bir nokta var ki; benim gibi yağlı cilde sahip olanları ilgilendiriyor, yağlı ciltte ölüp dökülmesi gereken hücreler yağdan dolayı yapışıp kalabiliyor, dolayısıyla bu durumda cildi sağlıklı bir şekilde soyup ölü dokuyu uzaklaştırmak daha önemli bir hal alıyor. Bunun için de dünyada doktorların en çok kullandığı iki maddeden biri olan "retinol" devreye giriyor; kendisinin işlevi derideki ölü dokuyu soymak. Bir diğeri ise "hyalüronik asit", dermis tabakasındaki elastin ve kolajen liflerin arasındaki dolgu maddesinin sağlayıcısı. Bu iki madde Vichy ürünlerinde ihtiyaca yönelik olarak bolca bulunuyor.


Tüm bu bilgilerden sonra "Güzelliğin yaşı yoktur!" diyoruz ve cildimize kaç yaşından itibaren bakım ürünleri uygulamalıyız sorusuna geçiyoruz. Temelde 18 yaşından itibaren cilde takviye ürünler kullanılmaya başlanmalı. 18 yaşına kadar çok hızlı bir yapım sürecinde olan cilt, sürekli yeni hücreler üretiyor ve cilt temizleyici bir ürün yetiyorken; 18'den sonra yavaştan nemlendiriciler hayatımıza girmeye başlıyor. Cildin yaşlanmaya başladığı yaş ise çok acıdır ki 24! Bu yaştan sonra cilt yapılanması yavaşlıyor ve yıkım başlıyor. Dolayısıyla eğer varsa ilk çizgilenmeler için ve göz çevresi sorunları için ürünler hayatımıza giriyor, daha doğrusu ileri ki yaşlarda sağlıklı ve kusursuz bir cilt için girmeli!

Peki 18 yaşından sonra neyle başlayalım? Purete Thermale serisi oldukça uygun; tüm cilt tiplerine özel etkin temizlik sunuyor. 


Köpük, jel gibi farklı formlarda temizleyici seçenekleri sunan seride misel solüsyon ve kremsi scrub ta yer alıyor. Cilt scrub ile ölü hücrelerden, temizleyiciler ile kir, makyaj ve fazla sebumdan arınırken nem, aydınlık görünüm ve cilt konforu artıyor. Misel solüsyon ise cildini makyaj temizleme sütleriyle, losyonlarıyla temizlemeye "birazcık" üşenenler için hayat kurtarıcı oluyor. Cildi su ve temizleyici ile yıkamaya geçmeden önce, derimizle arasına mutlaka suyun ve temizleyicinin etkilerini azaltacak bir bariyer örmemiz gerekiyor; bu görevi de makyaj temizleyici sütler, losyonlar veya misel solüsyonlar görüyor!

Bu arada yine çok önemli bir noktaya değinmek istiyorum; cildin akşam saat 8 gibi nemini kaybetmeye başladığını biliyor muydunuz? En geç saat 8'de cilt makyajdan arındırılmış, temizlenmiş ve nemlendirilmiş olmalı ki sağlıklı bir şekilde ışıldasın. 

Eee, makyajı çıkardık, yüzümüzü temizledik, peki nemlendirme? Bunun için de Aqualia Thermal serisi oldukça ideal. Tüm cilt tipleri için uygun olan Aqualia Thermal serisinin sırrı; hyalüronik asit ve termal su ihtiva etmesi. Daha güzel ve sağlıklı bir cilt görünümü için tüm yaşların ve tüm cilt tiplerinin kullanabileceği bu seride gece ve gündüz kremi, göz balsamı, spf içeren nemlendirici gibi ürünler bulunuyor. Üstelik bu serideki göz balsamı 20'li yaşlardan sonra rahatlıkla kullanılabiliyor.


Göz çevresi, yüzümüzün geri kalanından 3-7 kat daha ince ve hassas olduğundan dolayı ihmal etmemek gerekiyor ve mavi serinin en sağda görmüş olduğunuz göz balsamı genç ciltlerin önlemini alması için imdadına yetişiyor!

25'ten sonra ise pembe seri Idealia devreye giriyor. Cilt kalitesinde etkili bakım sloganı altında gözenekler, renk tonu ve ilk kırışıklıkları hedef alan seride "Kambucha" adındaki siyah çay ekstraktı bulunuyor. Asyalılara göre bu bitki; ameliyat hariç herşeyi yapabiliyor!


Bitkilerin salgıladığı Jasmonik asidi bulunduran serum antioksidan özellikli. Cilt; egzos dumanı, sigara dumanı, hava kirliliği gibi serbest radikallere özellikle gündüzleri maruz kaldığı için, bu serum gündüzleri kullanılmalı. Skin Sleep gece kremi ise bebeği olan, gece çalışan vesaire gibi gece kaliteli uyku uyuyamayan bayanların bayılacağı bir ürün, çünkü tedavi edici özelliği ile sanki güzellik uykusundan kalkmışcasına daha az şiş ve daha canlı bir görünüm sağlamayı hedefliyor.

Yağlı ve problemli ciltlerin sabırsızlandığını duyar gibiyim. Yağlı ciltler her ne kadar şikayet etseler de, aslında en şanslı cilt tipi denebilir, çünkü yağın olmadığı bir yerde nem barınamaz, cilt kurur, daha çabuk yaşlanır. Vichy'nin yağlı ciltlere sunduğu çözüm önerisi ise Normaderm serisi.


Özel bakıma ihtiyaç duyan yağlı ciltler için olan bu seri, en zengin ürün çeşidine sahip olan seri. Gece cilt yağı aynen bir fabrika gibi üretir, üretir ve sabah olduğunda ürettiği yağı dışarı atar. Yani cilt gece farklı, gündüz farklı çalışır. Normaderm serisi de bu noktadan yola çıkarak yağlı ciltler için bir yenilik yapmış ve gece kremi de eklemiş. Normalde yağlı ciltler için olan serilerde bulunmayan bu gece kremi, gece yavaşlayan dolaşımı artırmayı hedefliyor. Böylelikle cildin yağ dengesi her daim dengede kalıyor. 

Bu seride BB krem gibi ürünlerin yanı sıra bir de peeling bulunuyor. Sivilceli ve sorunlu ciltlere peeling yapılır mı? Yapılırsa sivilceler, akneler cilde yayılır mı? Peeling yapılır, ancak ovalanmaz, uygulanan peeling ovalanmadan yıkanır. Sebebi ise sivilceye sebebiyet veren bakterilerin cilt yüzeyinde yayılması değil tabii ki, eğer öyle bir durum söz konusu olsaydı yüzümüzü yıkarken de yayılabilirdi. Sebebi bu bakterilerin cilt altında dolaşıma katılmasının engellenmesi. Bu nedenle cildinize uyguladığınız peelingi 5-10 dk bekletip yıkadığınızda kimyasal asitler ölü hücrelere girmiş oluyor, gevşetiyor ve kolaylıkla atılmasını sağlıyor.

Yağlı ciltlerle ilgili değinmek istediğim son konu ise genişlemiş gözenek problemi. Maalesef ki toniklerin gözenekleri sıkılaştırdığı bir şehir efsanesi! (Özge Hanım burada "Hayal satmıyoruz!" diye gülerek ekliyor!) Tonik denen ürün, nemlendiriciden önce birkaç saniyeliğine cildi canlandırıp, nemlendiriciye hazırlayan bir ürün ve Özge Hanım tonikten maximum etkiyi alabilmek için pamuk yardımıyla değil de, avcunuzun içine alıp after shave gibi press yöntemiyle uygulamanızı öneriyor. 

35 yaşından sonra östrojen hormonu geri çekilmeye başlıyor ve premenopoz denilen döneme giriyoruz. Bu dönemde cilt eskisi gibi yağ salgılamamaya, dolayısıyla kurumaya başlıyor ve yaşlanma belirtileri boy gösteriyor. Bu noktada devreye Liftactiv serisi giriyor.


Tüm cilt tipleri için yoğun nem sağlayarak kırışıklık görümünü en aza indirmeyi planlayan bu seri içeriğindeki Rhamnose ile cildin doğal sürecini harekete geçiriyor, sıkılık kaybına karşı savaşıyor. Serideki asıl bomba ise göz & kirpik serumu! İlerleyen yaşla ve kullanılan maskaraların etkisiyle zayıflayan, nemini kaybeden kirpiklere karşı bakım sağlayan serum, göz çevresi için de sıkılık ve ışıltı veriyor.

Sıradaki seri ise 50 yaş üstü bayanlarda ve menopoz döneminde önerilen seri olan Neovadiol. İlerleyen yaşla beraber yaşlanan, dolayısıyla nemsizlik, kuruluk problemi yaşayan cilt bir de menopozdan dolayı hormonal yavaşlamayla karşılaşınca cildin destekleyici yapısı bozulmaya başlıyor ve sarkmalar gündeme geliyor. Neovadiol serisi, pro-xylane ile güçlendirilmiş formülü sayesinde cilt bariyerini kuvvetlendirmeyi hedefliyor. Buradaki ilginç nokta ise göz kremini dudak üstündeki ince çizgilere uygulayabiliyor oluşunuz. 

Ve cilt bakımı ile ilgili herşeyi irdeledikten sonra sıra saç bakımına geliyor.


İnsan kafasında ortalama 100-150 bin saç teli var ve bu saçlar kökte yaklaşık 4 yıl kadar yaşayabiliyor. Günlük olarak 100-150 adet saç teli kaybı normal görülüyor ancak daha fazlaysa bu saç dökülmesine giriyor.


Saç dökülmesi ise kadında ve erkekte farklı şekillerde gelişen bir durum. Yukarıdaki görselde farkları görebilirsiniz. Kadınlarda saç dökülmesine sebep olan vitamin eksikliğinden kasıt özellikle B3-B5-B6 vitaminleri ve demir ile çinko eksikliği.

Saçın matlaşıp kökünün zayıflaması, saç derisinin dış etkenlerden bozulması (hava kirlilği vs.) ve akabinde saç kaybını önlemek için saçın da neme ihtiyacı olduğunun farkında olmamız gerekiyor. Aminexil denen madde saç için çok önemli bir madde ve koparak dökülen, mat saçlar için Özge Hanım Aminexil Krem'i öneriyor. Ve ekliyor; saç kremi sadece saçın kolay taranmasını sağlamak için değil, aslında saçın nemliliğini sağlamak içindir, bu yüzden kullanımı önemlidir. Vichy saç ürünlerinde bulunan bir diğer aktif madde olan SP94 ise yaşla beraber incelen saçı toparlayıp tekrar eski sağlıklı haline döndürmeyi amaçlayan bir madde. 


Erkekler ve bayanlar için ayrı ayrı üretilen Dercos dökülme karşıtı serum ise en merak ettiklerimden. Şimdilik aşırı bir dökülme problemim olmasa da, dönem dönem saçlarımın incelip seyrekleştiğini hissedebiliyorum. Denemeye değer diye düşünüyorum.

Vichy'nin saç bakımı üzerine olan diğer ürünleri ise farklı ihtiyaçlara yönelik şampuanlardan ibaret. Ben Özge Hanım'ın tavsiyesi üzerine yağlı saç derim için Dercos Sebo-Corrector şampuanı kullanmaya başladım, yorumlarımı mutlaka bloga yazacağım. Bunun dışında yeni ombre yaptırdığım için matlaşıp kuruyan saçlarım için Aminexil saç kremini sipariş etmeyi planlıyorum.

Peki Vichy markasının ürün skalasında başka neler var? Hyalüronik asit içeren güneş koruyucular, deodorant roll-on'lar, fondötenler... Özellikle yeni çıkan Dermablend 3D fondöteni dehşetle merak ediyorum; içeriğindeki salisilik asit sayesinde antibakteriyel ve antifungal özelliklere sahip bu ürün sorunlu ciltleri tedavi edici etki sağlıyor, ameliyat izlerini bile kapatıyor. Dermatologların önerdiği, saunada bile bozulmayan eşsiz birşey. En güzeli de yaş kısıtlaması yok!

İşte bizim yaklaşık iki buçuk saat süren etkinliğimizde paylaştığımız şeyler bunlar, en ince ayrıntısına dek sizlere aktarmaya çalıştım, umarım sıkılmamışsınızdır. Gerçekten bilmediğim ve yanlış bildiğim o kadar çok şey öğrendim ki... Bu etkinlikten sonra aslında cildimle ilgili hiçbir şey bilmediğimi, ona hiç ama hiç iyi davranmadığımı farkettim. Ve bundan sonrası için cildime hak ettiği değeri göstereceğime dair kendime söz verdim, çünkü hayata bir kere geliyorum ve başka cildim yok! Siz de kendinize bir iyilik yapın ve bugünden itibaren cilt bakım rutininize bir göz atın :)

Etkinliğimizde emeği geçen herkese bir kez daha içten teşekkürler...

Hoşçakalın!